Ara
  • Ceren Cubukcu

Doğmamış çocuklarımız


Yaklaşık 1 ay önce bu haberi okuduğumdan beri 2-3 sabahta bir bu görüntüyle gözümü açıyorum.

3. çocuğuna hamile Suriyeli Aysha ve 2 minik çocuğunun yoldaki görüntüsü. Tam 1500 mil yürümüşler. Artık biraz da kanıksadığımız bir Suriyeli mülteci dramı diyip geçemiyorum… dünyanın gündemine oturan minik Aydan’ın cansız bedeni kadar etkiliyor beni.

Aysha’nın hikayesi Türkiye’nin modern kadınlarının hikayesinden çok farklı başlamıyor… 34 yaşında, gayet eğitimli… inşaat mühendisi. Doktor kocası ile aşık olup evleniyor. Güzel bir evde oturuyorlar, akşamları arkadaşları ile dışarı çıkıp eğleniyorlar… Aysha ilk çocuklarına hamile kalıyor….

Ve sonra evlerinin tepesine bombalar düşmeye başlıyor. Ülkede inşa edilen herşey yerle bir olduğu için Aysha’nın inşaat mühendisi olarak pek bir işlevi kalmıyor… İlk çocuklarını endişe ile dünyaya getirdikten hemen sonra ikincisine hamile kalıyor… evlerini nispeten daha güvenli bir yere taşıyorlar ama hayat onlar için artık dramatik olarak farklı. 2 ve 3 yaşındaki kızları hayatlarında hiç sokakta oynamamış, yiyecek sıkıntısı çekiliyor, elektrikler ve sular çoğunlukla kesik. Ve Aysha tekrar hamile. Çocuğunu düşürmek, bu ortamda bir çocuk daha sahibi olmamak için başarısızca çabalıyor ve sonunda binlerce insan gibi ülkeden kaçmaya karar veriyor. Doktor kocası burada bana ihtiyaç var diye onlarla gelmeyi red ediyor. Aysha kocasını bir daha görüp göremeyeceğini bilmeden karnında doğmamış bebeği, iki minik çocuğu ve bir sırt çantası ile bilinmeyene doğru yola çıkıyor.

Türkiye, Yunanistan üzerinden sınırları aşarak sonunda Almanya’ya ulaşıyor. Aysha ve çocukları yine de şanslı bu yola çıkabilecek paraları var ve yolculukları Ege’de devrilen bir botla son bulmuyor. Buna şans denebilirse… Aysha’nın yolculuğunu düşündükçe kalbim sızlıyor, cesaretine hayran kalıyorum.

Kızım Mina küçükken kısa bir uçak yolcuğuna bile onunla yalnız çıkmanın beni nasıl gerdiğini hatırlıyorum… acıkacak, huysuzlanacak, onu taşımamı isteyecek… hem onu hem çantaları yalnız nasıl taşıyacağım diye onunla yalnız yola çıkmak istemezdim.

Bu çaresiz annenin azmine hayran kalıyorum ama yine de Aysha’yı ve doktor eşini yargıladığımı fark ediyorum. Suriyeli mülteciler ile ilgili yürek burkan her fotoğrafta, hikayede olduğu gibi. Bir çoğu sürgün yollarda doğan hep bir sürü küçük, günahsız, çaresiz çocuk var hikayelerde.

“Alabora olan bottan düşüp boğulan eşi ve 7 çocuğunun ardından gözyaşlarına boğuldu.”

Çocukların en büyüğü 9 yaşında!. En büyüğü 9 yaşında, en küçüğü 20 günlük tam 7 çocuk!!! Can güvenliğinin olmadığı sefalet içindeki savaş halindeki bir ülkede insan 9 yılda nasıl 7 çocuk yapar?

Aysha sen eğitimli bir kadın olarak nasıl bu dünyaya 3 çocuk getirmeye karar verdin senin gibi eğitimli eşinle? Eminim böyle olsun istemedin. Umarım çocukların kötü başlayan erken yıllarını çok güzel anılarla sağlıkla geride bırakır ama yine de anlayamıyorum. Sizin fotoğrafınızla uyandığım her sabah kendime bu soruyu soruyorum… savaş ortamında nasıl çocuk yaparsın? Tamam bir kaza, ya ikinci?

Biz Mina’nın kardeşi Ali’yi ya da Ayda’yı yapmaya bir türlü cesaret edemedik. Bir tane çocuğa sağlayabileceğimiz imkanları ikinci bir çocuğa verememekten endişe ettik. Ülkenin gidişatında bizim şartlarımızda 2. çocuğun bile şımarıklık olduğunu düşündük çevremizdeki birçok aile gibi.

Biz bilinçli, eğitimli annelerin doğmamış çocukları var içimizde ukde kalan.

Bizim yerimize, bizim açığımızı kapatırcasına hala en az 3 çocuk yapmayı hedefleyen annelere selam olsun.

Cesaretinize hayranım.

22 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Piyango