Ara
  • Ceren Cubukcu

Kız babası


Benim babam dünyanın en kolay insanı kesinlikle değil...

Ama ne zaman biri babasıyla ilişkisini mesafeli tanımlasa hep üzülürüm kaçırılan fırsatlara.

Benim babamla ilişkim hiç mesafeli ve sakin olmadı...

hararetli oldu, çok sesli oldu, fırtınalı oldu, fazlasıyla duygusal oldu ama mesafeli hiç olmadı.

Çok erken, çok dip dibe başladı ilişkimiz, ben doğduğumda babam 26 annem 24 yaşında...

Babam Amerika’da öğrenci, annem okulu dondurup peşinden gitmiş...

Kısıtlı para, yapmak istedikleri çok şey var...

Bizim şimdi çocuk büyüttüğümüz imkanlar yok... nadiren dışarı çıkabilmek için tuttukları bakıcı dışında 7/24 birlikteyiz.

40 günlükken beni arabalarına koyup Kanada’ya kadar gidiyorlar.

Fotoğraflarda çoğunlukla babamın sırtındaki portbebe deyim.

Sonra Türkiye’ye dönüş ve Heybeliada günleri başlıyor...

Evimiz yokuşun tepesinde... sahile yokuş aşağı koşarak iniyorum.

Sahilde dondurma sonrası eve dönüş bazen faytonla ama çoğu zaman babamın omuzlarında.

Yazları çok güzel, her gün deniz... hava mis, sokakta oyun şahane...

Kışlar ise soğuk ve rutubetli, eve yeni döşenen kalorifer sıklıkla çalışmadığı için genelde annem ve babamın arasında onlarla yatıyorum.

Yatakta TV seyrediyoruz, kısa çöpü çeken annem ya da babam sabah bazen tepside kahvaltıyı yatağa getiriyor... bana evin soğuğu vız geliyor, odamda yatmayıp onların odasında uyuyabildiğim kış günlerini seviyorum.

Havanın çok soğuk olmadığı günlerde babam beni kapalı havuza götürüyor... 3 yaşında olimpiyatlara yüzücü hazırlar disiplini ile bana yüzme öğretiyor. Dönemin popüler ördekli simitlerinden ya da kademeli indirilen kolluklarından bende hiç olmadı. Sanırım ileri telkinle yüzme öğretme konusunda benzeri olmayan bir teknikle bana kısa sürede yüzme öğretmeyi başardı. “Ceren, yüzebileceğini biliyorum... batacağını söyleyerek ağlamaya devam edersen muhtemelen batacaksın... yüzebileceğini söylersen yüzersin” O sene havuzu boydan boya geçebilecek kadar yüzme öğrenene kadar baba kız antremanlarımız devam etti.

İstersen yapabilirsin okul hayatıma da yansıdı, okul beni pek zorlamadı... ama babamla ben karşılıklı birbirimizin sınırlarını hep zorladık.

İzin istediğim konularda sıklıkla hayır cevabını aldım ama istersen yapabilirsin kuralı burada da değişmedi... gerçekten anlamlı bir hikayem olduğunda o izni ondan alana kadar vazgeçmedim.

Annemi arada bırakmadık... birimiz yelkenleri indirene kadar çoğu zaman yüksek sesle tartıştık.

Çalışmaya başladığım sene eve çıkmak istediğimde bunun kötü bir fikir olduğuna beni ikna etmeye çalıştığı hararetli bir kaç ayımız geçti.

Tartışmalar sen kavanoz bile açamazken nasıl yalnız yaşayacaksına kadar geldi.

Nasıl olsa vazgeçerim diye bir süre konuyu yok saydı... bir cumartesi sabahı “baba benim bugün bütün gün ev aramam lazım, haftaarası çok zor oluyor, emlakçılar bir dolu saçma sapan yere götürüyor, sen istesen de istemesen de ben bir ev tutucam ama dahil olursan en azından ikimiz için de daha kolay olur” dedim. Aynı öğleden sonra Fulya’daki ilk evim için birlikte kontrat imzalıyorduk. Onlar Ankara’ya taşınmadan benim evimin yerleştiğinden emin oldu. Evimizden gelen eşyalar arasında kavanoz açacağı da vardı... 19 yıl sonra hala mutfak çekmecemde ve istediğinde istediğim kavanozu kimseye ihtiyaç duymadan açabilmemi sağlıyor.

22 yaşında baba ben evlenicem dediğimde de beni bunun kötü bir fikir olduğuna ikna etmeye çalıştığı hararetli bir dönemimiz oldu.

Bunun evlenmek istediğim insandan bağımsız çok erken bir karar olduğunu düşündü... bu coğrafyada yaşayan çok az kız babasının vereceği bir tepkiyi verdi.

Evlenmek zorunda değilsin, birlikte olabilirsiniz dedi.

Eşimin babası biraz da adet yerini bulsun diye beni istediğinde “kız verilmez, Ceren hep benim kızım, evlenmelerine izin veriyorum Allah mutlu etsin dedi”

Bu haftalardır düşündüğü bir cevaptı. “Kız vermek” onun lugatında pek yoktu.

Aylar sonra nişan yüzüklerimiz takılırken Levent bana “eeee artık kaçamazsın” diye takıldığında hiç istifini bozmadan “Bak Ceren, bu önemli bir karar, insanlar fikir değiştirebilir, düğünde bile olsa en ufak bir şüphen olursa üzerinde herhangi bir baskı hissetme” dedi. Levent bunun seninle bir alakası yok yanlış anlama diye de eklediJ

Düğününümüzde en ön sırada ağlıyordu... mezuniyetlerimde ya da bir yerlerde üzgün mağdur çocuklar gördüğünde olduğu gibi.

Çok sevdiği, saydığı yaşça ondan epey büyük Levent’in babası onu rahatlatmaya çalıştığında “siz anlamazsınız, buradaki kız babası benim” dedi.

Erkek babası olsa farklı olur muydu bilemiyorum.

39 yıllık hayatımda babam hep şahsına münhasır zor bir kız babası, dedesi oldu, olmaya devam ediyor... Arada doğumda kaybettikleri kızkardeşim de dahil olmak üzere 3 kez kız babası olmanın heyecanını yaşadı... Melis’e de bana da bir gün bile bir erkek çocuk özleminden ya da tercihinden bahsetmedi. Zor oldu, bizi sonuna kadar zorladı ama zorda her şartta arkamızda duracağını ve sevgisini hissettirmenin yolunu buldu.

Aramızda hiç aşılamayacak zorlu mesafeler olmadı.

Bu yaşta bana hala omuzlarda hissettirdiğin için teşekkürler baba... Babalar günün kutlu olsun!

Kız babalarına nacizane tavsiyeler;

  • Otorite sağlamak adına aranıza annenle konuşlar girmesin, sizinle herşeyi konuşabileceği ortamı sağlayın.

  • Onu kendi ayakları üzerinde durabilecek şekilde yetiştirin ama düşerse her zaman koşulsuz yanında olacağınızı hissettirin.

  • Anlar biriktirin, küçüçük detayların ilişkinizin temelinde hep kalacağını unutmayın.

  • Onun gözünde gerçek bir süper kahraman olmak için kızınızın annesine ileride kızınıza nasıl davranılmasını istiyorsanız öyle davranın.

  • Sevginizi, takdirinizi, gururunuzu her fırsatta gösterin.

Aman aranıza mesafe girmesin!

85 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Piyango