Ara
  • Ceren Cubukcu

Annemden bana


Çalıştığımız markalardan birininin bir İletişim platformu var… “Annemden Bana”

İçgörü aslında çok tanıdık… Yaş ilerleyince kız çocuklarının annelerinden onlara sessiz ve istemsizce geçen davranışlarının farkına varmaları…

Hani bazılarımız der ya, ben anneme hiç benzemiyorum ama yaş aldıkça kendimi annem gibi davranırken buluyorum…

Anneme ben de hiç benzemiyorum… hele iş davranışlara gelince fiziksel benzerlikten de öte bir ayrışma var.

Fiziksel zaten hiç benzemiyoruz. Benim kızım benden daha çok anneme benziyor.

Neyse konumuz fiziksel özellikler değil zaten…

Annem hep çok hoştur, zariftir, kibardır, sakindir…

Şahane yemekler yapar...

Acele etmez, olayları zorlamaz, kimseyi zora sokmaz…

Rahattır, işleri oluruna bırakır…

Herkesi çok şaşırtır evde babam dışında herkes Boğa burcuyken bu kadar farklı olabilmemiz.

Melis’le bir yere kadar ama annemle benim aynı burca doğmamız baya bir dalga konusu olur.

Levent’ten birlikte olduğumuz 18 yılda çok duydum, ah keşke biraz olsun annene benzeseydini :)

Annem gereksiz kimse ile dalaşmaz, ne zaman alttan alması gerektiğini bilir.

Ama bildiğini okur. Kimse çok fark etmez ama bildiğini okur işte.

Son kısmına yetişkin yaşlarımda vakıf oldum daha çok…

Herkesin zannettiği gibi, göründüğü gibi izin vermez annem başkalarının onun kararlarını etkilemesine…

Kibarlıkla herkesin fikrini dinler, görünüşte karşı çıkmaz… sonra bildiğini okur bizim evin ermiş insanıJ

Geçenlerde sıkça yaptıkları gibi bir seyahatten döndüler.

Bir pazar kahvaltısında buluştuk, babamın dudağında kocaman bir uçuk.

Hayrola dedim… babam yok bir şey vs. diye geçiştirmeye çalışıyor… fark ettim ki annem muzip muzip gülüyor.

Var bir şey dedim…

Yok dedi babam, annen var zannediyor ama yok… neyse anlatın o zaman dedim aslında olmayan ama annemin var zannettiği şeyi…

Gittikleri Avrupa şehrinin meydanınında bir katedrali gezerken tartışıyorlar…annem babamın tavrına çok bozuluyor… arkasını dönüp gidiyor. Tabi varsayım babam peşinden gelecek… bizim keçi gitmiyor tabi, nasıl olsa annem döner diye… sonra inat etmekten vazgeçtiklerinde fark ediyorlar ki koca meydanda birbirlerini kaybetmişler… daha doğrusu annem kaybolmuş… cüzdanı, telefonu özetle herşeyi babamın taşıdığı sırt çantasında… saatlerce önce meydanda arıyorlar birbirlerini…sonra annem cebindeki günlük tramvay biletini hatırlayıp onunla otele dönmeyi akıl ediyor. Babam annemin otelin adını bile hatırlamayacağı ve zaten parası da olmadığı varsayımı birkaç saat daha dolanıyor meydanda… son bir ümit kaldıkları otel odasını arıyor ve annem odanın telini açıyor.

O kadar panik ki anneme kızamıyor bile niye aramadın diye…

Annem muzip muzip anlatmaya devam ediyor… beni kaybetti zannedip uçuklamış işte…

Babam tabi laf yetiştirmeyi ihmal etmiyor ne korkması, hava çok soğuktu uçuk ondan… yoksa seni kaybettim diye düşünüp niye uçuklayım, koskoca kadınsın bakarsın başının çaresine…

Baba diyorum gülerek, bizi niye aramadın?… belki bizi arardı annem… kızıyor bana… ne diyecektim size anneni meydanda kaybettim, bulamıyorum mu?

Bizi aramamış ama konsolosluk dahil aramadığı yer kalmamış… en son otel odasını aramış…

Annemle babamın hep bir dolu komik hikayesi var ama bunu dinlerken aslında tek bir şeyi düşünüyordum…

Ben yaş aldıkça anneme benzer miyim bilemiyorum ama annem yaş aldıkça fena halde bana benzemeye başladı, bu yaptığı o kadar ben ki korkutucu bir şekilde…

Anneme göz kırpıyorum… Anne bir daha böyle bir şey yapmaya karar verdiğinde yanına telefonunu ve cüzdanını almayı unutma, daha pratik oluyor.

389 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Piyango