Ara
  • Ceren Çubukçu

Elveda yetişkinliğimin gençlik arkadaşı…


Levent: Ceren beklemem gerekmiyormuş Mina’yı…

Ben: Pardon, kim demiş onu…

Levent: Özlem

Ben: Özlem de kim?

Levent: Oğlu Arda bizimki ile aynı sınıftaymış… o geçen yıldan beri ağlıyormuş… o ağlayan, okula alışamayan çocukları gözünden tanırmış… Mina onlardan biri değilmiş…

Ben:Eeee???

Levent: Bana eve git, ben zaten mecbur buradayım dedi…

Ben: Benimle dalga mı geçiyorsun… Mina yuvaya bugün başladı… en az 3 gün oturmak lazım kapıda… Yarın yine git, Özlem her kimse onu dinleme…

Yıl 2008

Mina 3 yaşında… Eylül ayı… yeni yuvaya başlamış. Yeni evimize aylarlarca zorlu bir bekleyişin ardından taşınmamızın üzerinden sadece birkaç hafta geçmiş.

Okul yeni, ev yeni…

Ben Mina’ nın ilk anaokulu günlerinde yurt dışında bir iş seyahatindeyim… korkunç vicdan azabı çekiyorum tüm anneler gibi alışması sürecinde sınıfın dışındaki bankta onu oturup bekleyemediğim için. Levent’e sıkı sıkı tembih etmişim, ilk 3 gün orada olunacak… o sınıfta olsa da çıktığında, kapıdan kafayı uzattığında seni görecek. İlk günlerde orada olmak önemliymiş.

Gerçi Mina’da bende olan anaokulu gerginliğinin %10’ u yok… pek keyifli… okul güzel. Tek kat… bahçede bisiklete binebiliyorlar… okulda envayi çeşit hayvan var... bir dolu yeni arkadaş var.Bütün gün oyun oynayan farklı bir dil konuşan şahane öğretmenler var. Çok heyecanlı… ama mutlu.

2. okul günü de benzer şartlarda yaşandıktan sonra… Levent 3. gün okula beklemeye gitmedi… 4. Gün ben döndüğümde Mina okula zıplayarak gidiyordu.

Biz hala yeni evimize, yepyeni bir bölgeye… bizden başka sadece 1 ailenin oturduğu sitemize alışmaya çalışıyoruz… tam arabamızı park ettik… Levent birini işaret etti… aaa bak bu Özlem… hani bana işine gücüne git Mina okula alıştı diyen… sitede oturan diğer aile onlarmış. Ayaküstü tanıştık… Özlem ve Can… 2 oğulları var 3,5 yaşındaki Arda, 2 yaşındaki Emre…

Madem burada baş başayız akşam bize bir şeyler içmeye gelir misiniz dedim… geliriz dediler.

Geldiler.

O akşam birlikte 4 kişi 3 şişe şarap içtik. Can içmedi, migreni var… aslında 3 kişi 3 şişe şarap içtik. Yeni taşındığımız evimizdeki tüm stok buydu sanırım.

Ben hayatıma yeni insan almakta ketum biriyim… en azından gerçekten almak konusunda. O akşam biliyordum onlar içerdeydi.

Son 10 yılda hiç çıkmadılar…

Erkenci bir aile onlarak haftasonu kendilerine ekmek gazete alırken bizim kapıya da bırakmaya başladı Can.

Sabahları taze ekmek ve gazeteye uyandık yıllarca… hatta bazen taze kaymağa… kruvasana… Mina’ya bırakılmış Kinder süprizlere…

Mina hafta sonları bizden önce kapıyı açıp karıştırmaya başladı kapıda bu hafta ne var diye…

Şahane yemekler yaptı Özlem bize… hadi gel senin sevdiğin gibi limonlu çilekli yaptım parfeyi dedi… sen hala işten çıkamamışsındır çık gel, seninkiler burada dedi…

Mina’nın yarına poster yapması gerek, yaptı mı bir bak diye fısıldadı…

Yarın matematik sınavları var çaktırmadan sor çalışmış mı dedi…

Yeni taşınan yan evde trambolin var onlar evde değil gel zıplayalım dedi…

Gülmekten altımıza edene kadar zıpladık.

Kar yağdı, göz gözü görmüyor arabalar çıkamıyor gel dışarı çıkalım dedi…

Çıktık en dokunulmamış karlara kendimizi atıp snow angel yaptık

Karlar kalkınca gördük ki her yer kayalık…

Sen de en az benim kadar delisin niye böyle bir saçmalık yaptık ya kafayı çaksaydık dedi…

Allahtan çakmadık dedim.

Evet iyi eğlendik ama dedi…

Seneye yine yapalım kar yağınca dedik…

Seneye yine yaptık…

Sonraki sene de.

Hatta 1 Ocak 2016’da Belgrad Ormanı’na gittik köpekleri de alıp…

Her yer bembeyaz...

Özlem dedim işte epic snow angel fırsatı…

Özlem’in meme kanseri sonrası kemo’su birkaç ay önce bitmiş… saçları tekrar çıkmış… iyi hissediyoruz aylardan sonra tekrar.

Attık kendimizi yerlere köpekler de üstümüze atladı yaşasın oyun diye…

Gülmekten kırıldık ama canımız da acıdı…

Benim ağrım geçti… onun omuz ağrısı sürdü.

Söylene söylene doktora gitti.

Kanser omuz kemiğinde metastaz yapmış… bizim snow angel maceramız olmasa belki daha geç fark edilecek.

İşte son 2.5 senemiz böyle geçti…

Özlem kanserine meydan okudu… her fırsat bulduğunda, iyi hissettiğinde hayat ile dalga geçti.

Müthiş savaştı… ama kendi gibi kanseri de dik kafalı çıktı… o dalga geçtikçe inadına savaşacak başka cephe açtı hastalığı.

Hiç süngüsü düşmedi ama yoruldu… bıktı. Hastalığın tek tek sevdiği şeylere engel olmasından yıldı.

Seçim akşamı birlikteydik… bahçede çoluk çocuk. Bir kadeh şarap uzattım… yorgundu… ben galiba içemiycem ama bakıyım dedi. 2 yudum aldı bıraktı…

Bir daha keyifle bir yudum daha aldı mı emin değilim.

Bu seçimde de bir halt olmayacak ben gidip yatıyorum dedi sandıklar bitmeden.

1 ay Çeşme’de olacaktı…

1 haftada döndü.

Niye erken döndün kurtlanıp ben gelecektim dedim…

Kocaman yeşil gözlerini açıp hafif gülümsedi… Hah dedi bir sen eksiktin burada… geldin tam olduk.

Hastane odasından ayrılırken kalkmaya çalıştı… sen yat yarın gideriz birlikte dedim…

Nereye gidicez Ceren dedi?

Önce durakladım… Gülümsedi…

Eve dedim. Sen iyi ol birlikte gideriz eve.

Bugün ona bir hastane odasında veda edeli tam 3 hafta oldu.

Hala çok kötü bir şaka gibi geliyor… yaz bitecek eve dönecek gibi geliyor…

Limonlu çilekli parfe yaptım gel diyecek gibi geliyor…

Yine trambolinde zıplayacağız… kışın mayo ile karlara balıklama atlıyacağız gibi geliyor…

İnanasım gelmiyor.

Özlem geliyor fazlasıyla… hızlıca :(

r fazlasıyla… hızlıcaL

488 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Piyango